ş i i r l e ş i f a

Karşıma çıkan, yoluma ışık tutan, ilham, umut ve şifa olan şiirleri, kimi zaman kendi yazdıklarımı, yayınlanan şiirlerimi veya çevirisini yaptıklarımı paylaştığım bir sayfa. Sanatla, müzikle, ayın evreleriyle, hayatın döngüleriyle iç içe…

EN:

An Instagram page featuring healing, inspiring and heart-opening poetry translated into Turkish, accompanied by art, photography, music and astrology. The page showcases both previously published/unpublished poems written/translated by me, and selections of poetry by some of my most beloved poets including Mary Oliver, Clarissa Pinkola Estes, Kahlil Gibran, Rainer Maria Rilke, David Whyte…


Şiirle şifa… Bu kelimeler döküldü dün bir anda içimden, duyurdular kendilerini usulca. Şiirle şifa, çünkü biliyorum şiirin şifasını, hissettim hep kalbimde. Kelimelerle vücut bulsa da onların ötesine dokunan, oraya konuşan ve “can kulağıyla” duyulan şiir… Bizi küçük zihinlerimizden, takılıp kaldığımız, düşünüp durduğumuz o yerden alıp kalbin evine getiren, ve her dizesinde o kalbin her atışı gibi bize can veren, hayat veren… Şiir sanki kısa bir an için bizi şefkatle sarsan bir “hatırlayış” gibi, özümüzde kim ve ne olduğumuzu, buraya ne için geldiğimizi, bunun aydınlığına kavuşmamız için yanan bir mum alevi gibi… “Kendim” dediğimizin çok daha ötesi olduğumuzu, hepimizin bu “öte” oluşu paylaştığımızı ve birbirimize, hayata nerede ve hangi halde olursak olalım nasıl da ilmek ilmek örülü olduğumuzu hatırlatmak için yanıyor sanki şiirin alevi, ışığı, şifası… 

Ve hayatın bize kozmik göz kırpışı olduğunu hissettiğim gökkuşağı gibi, kısa bir an için her şey yolunda diyor bize şiir de. “Merak etme, bırak kendini bir an için ve sadece izle. Her şey geliyor ve geçiyor, ben de geçeceğim bir göz kırpışta, ama gelirim yine, buluşuruz göklerde…” O ölüm kalım meselesi sandığımız, sıkı sıkıya tutunduğumuz şeylerin o kadar da önemli olmadığını, bir illüzyondan ibaret olduğunu hatırlatıyor sanki şiirin gökkuşağı… Esas önemli olanın başka olduğunu, güzel/çirkin, iyi/kötü, doğru/yanlış değil, yalnızca “gerçek” olduğunu… Ve gerçek olduğunu bilmemiz için onu hep orada görmemiz, duymamız, dokunmamız gerekmediğini, “kalıcı” olması gerekmediğini, sadece hissetsek yettiğini… Gökkuşağı ilk belirdiğinde gökte, kısacık bir an için de olsa o çok mühim işlerimizi bir kenara bırakırız ve çocukluğumuzun umudu ve o saf neşesi, coşkusu içimize dolar ya hani… O kısacık anda, gerçekten neyin önemli olduğuna ayılırız sanki. İşte şiir de gökkuşağı gibi, göz açıp kapayıncaya kadar geçen anların içinde gerçeğe, umuda, bir’liğimize uyandırır bizi… 

Hatırlatır bize şiir kabul olduğumuzu tüm renklerimizle, hikayelerimizle, her şeyimizle. Bu göğün altında hepsine, hepimize yer olduğunu… 

İşte benim de dileğim bu, her güne, her geceye, ayın her evresine, her rengimize ve ritmimize, her özlem ve hayalimize, hayatın içinde her halimize bir şiir bırakmak, ki hatırlayabilelim buna da yer olduğunu. Olduğumuz gibi olmamıza yer olduğunu, kabul olduğumuzu halimiz her nasılsa… Şifa bu işte, ötesi değil, bütün kalbimle inanıyorum buna. 

ş i i r l e ş i f a, dilerim küçük bir yuva olur hepimizin renklerine, hallerine, hayallerine, kısacık bir an için de olsa hatırlatır bize yalnız olmadığımızı, ortak insanlığımızı, bu uçsuz bucaksız gökyüzünün sonsuzluğu altında, gökkuşaklarının umudunda… 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s